reklam

Taşlar ve etkileri

Tarih: 14 Ağustos 2010Kategori: Değerli TaşlarYorum Yok

Taşlar ve etkileri

Evrende var olan her şeyin birbiri üzerinde bir şekilde etkisi olduğu bilinmektedir. Burada vereceğimiz bilgiler kısmen bilimsel sonuçlara dayanan ancak genelde tecrübelerle kanıtlanmış ya da eski inanışlardan gelen bir kısım inançları içermektedir. Yazılanların tümü bilimsel sonuçlara dayanmadığından dolayı, bunların doğruluğuna inanıp inanmamak ve değerli taşları bu amaçlar doğrultusunda kullanmak tamamen sizin kendi kararınıza bağlıdır. Eğer bu konuda şüpheleriniz var ise; beğendiğiniz herhangi bir taşı ‘etkilerini okumadan’ seçip bir süre kullanmanızı, daha sonra kontrol etmek amacıyla o taşın etkilerini okumanızı öneririz. Bu etkiler nereden çıktı diyorsanız önce değerli taşların etkileri ile ilgili bu yazıyı okuyun.

değerli taşlar

değerli taşlar

Değerli taşların etkileri:

Değerli taşlarla tedavi ve taşların insanlar üzerindeki etkileri, Türk kültüründe yer almayan -ya da pek bilinmeyen- ancak; diğer medeniyetlerde yaygın bir şekilde kabul edilmiş, ve zamanımızda araştırmalara konu olmuş bir kültürdür.

2002′de yazmış olduğumuz bu giriş yazısına mühim bir ek..

“Türk kültüründe yer almayan” dedikten sonra “-ya da pek bilinmeyen-” şeklinde bir uyarı eklenmesi oldukça yerinde olmuş. Çünkü asıl doğru olan; değerli taşların Türk ve İslam kültüründe yer almadığı değil; bunun günümüz insanı tarafından pek bilinmediği. Bu sayfada sadece Marifetname’den bir örnek vermiştik ancak Mevlana’nın Mesnevi’sinde, tasavvuf ile ilgili bazı eserlerde ve daha pek çok eserde taşların etkilerinden bahsedilmiş; hatta sadece taşların faydalı etkileri üzerine yazılmış olan bir risale bile mevcut. Bu araştırmamız tamamlandığında Gizli Hazine’ye eklenecek.

önce eski çağ bilgileri…

Değerli taşlar, renkleri ve gözalıcı parlaklıkları nedeniyle ilk çağlardan beri insanların ilgisini çekmiştir. O zamanlarda bile insanlar için her değerli taşın özel bir anlamı vardı.

Örneğin;

Kızılderililer, üzerinde turkuaz taşıyan kişilerin kemiklerinin kırılmayacağına inanırlar ve savaşta bu taşı kalkanlarının üzerine işlerlerdi. Turkuazın, Aztek kültüründe de önemli bir yeri olduğu bilinmekte: Aztekler bu taşı kötü etkilerden korunma amaçlı olarak kullanırlardı. Yine kızılderili kültüründe, yosun akik taşının susuzluğu giderdiğine inanılır ve bu amaçla kullanılırdı.

Eski Yunanlar’da, ametist taşının insanları sarhoş olmaktan koruduğuna inanılır ve kadehler ametistten yapılırdı.

Negatif elektrik yükünü ayaklardan toprağa geçirdiğine inandıkları için hala daha Hindistan’da kadınlar ayak parmaklarına obsidyen yüzük takmaktadırlar.

Çok daha eskilere bakarsak, efsane şehir Atlantis’te enerji elde etmek kuvars kristallerinden faydalanıldığının söylendiğini de görürüz.

Geçmişte elmastan daha çok aranan ve istenen, özellikle Araplar’ın favorisi olan zebercet taşı, karanlık yerlerden geçerken duyulan korkuyu yenmek için takılırdı.

islam kültürüne de bakalım.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname’sinden bir alıntı:

“…Ona yakın olanı ise zümrüt cevheridir. Ona bakanın gözü nur, gönlü, sürur bulur. Saçtığı şuadan yılan kör olup, onu taşıyandan kaçar. Zümrütün fayda ve hususiyetleri pek çoktur. Lakin biz burada kısa kestik.”

sonra deneyimler…

Değerli taşların etkileri hakkındaki eski bilgilere baktığımızda, bunun sadece batıl inançlar olduğu düşünülebilir ki, bir kısmı -mesela kemiklerin kırılmaması ile ilgili olan efsane- belki de öyledir.

Ancak; düşününce kolayca fark edileceği gibi, bu tür inançların pek çoğu insanların deneyimlerine dayanmaktadır: Eğer ametist kadehten içki içip de körkütük sarhoş olan biri olsaydı, ametist ile ilgili böyle bir hikaye de olmazdı. Ya da, kızıl derililer gerçekten susuzluklarını gideriyor olmasaydı, “bu susuzluğu gideriyor” diyerek yosun akik kullanmazlardı. Sonuçta, insanlar etkisini görmedikleri halde “bu böyleymiş” diyerek bir inanca katılmaz ve onu uygulamazlar.

Böylece değerli taşların etkilerinin ilk olarak, “insanların deneyimleriyle” fark edildiğini görüyoruz.

Deneyimler sonuçlarının kesinliği itibariyle değerli bilgilerdir (Bilimsel açıklama bekliyor olabilirsiniz ancak deneyimler bilimin henüz ispat edemediklerini de gösterdiği için bilimin şu an için sunduklarından daha üstün bir bilgi sayılabilir. Bilim ispatlayamasaydı yerçeki olmayacak mıydı?) ama, gelin olaya bir de bilimsel yönden bakalım:

ve araştırmalar…

Taşın insana nasıl etkisi olacak diyebilirsiniz. Ne yenir ne içilir, bir taş nasıl fayda verebilir? Oysa ki düşündüğümüzde, yemediğimiz içmediğimiz pek çok maddenin, olumlu ya da olumsuz, bizi oldukça ciddi olarak etkilediğini fark ederiz. Televizyonunuz, monitörünüz, cep telefonunuz, yakınınızdaki bir baz istasyonu… Düşündünüz mü hiç; bunların hiçbiri bedeninizle temas halinde olmadığı halde sizi nasıl etkileyebiliyorlar? Sadece genel olarak çoğunluk tarafından bilindiği için bunları örnek verdik. Manyetik alanlarından etkileniyoruz diye düşünmeniz doğrudur. Canlı ya da cansız, her şeyin, ve elbette ki taşların da bir enerji alanı vardır ve enerji alanları kesişen her şey birbirini etkiler.

Fiziksel formlarımız aslında, eskiden zannedildiği gibi maddeden değil, enerjiden oluşmaktadır. Madde olarak bildiğimiz tüm üç boyutlu formlar, belirli hızlarda titreşmekte olan enerjilerdir ve her madde bir diğerini enerjisiyle yani kendi varlığıyla etkiler. Aynen bir taşı suya attığımızda yayılan küçük dalgaların diğer dalgalarla rezonansa girmesi gibi, taşların taşıdığı enerjiyle insanların taşıdıkları enerji de kesişmekte ve bu şekilde enerjiler birleşerek, bahsedilen etkiler ortaya çıkmaktadır. Bunu daha net anlayabilmek için öncelikle artık açıkça çağdışı kalmış bir fikir olan materyalist görüşten kurtularak, maddenin gerçekte ne olduğunu anlamamız lazım:

Genellikle insanlar; maddenin, kendisine dokunulabilen, dayanıklı ve katı bir şey olduğunu düşünürler. Eski Yunan’da madde bu biçimde tanımlanıyordu. Bugün ise bunun tam olarak doğru bir tanımlama olmadığını biliyoruz. Maddenin bölünebilen parçacıklardan oluştuğunu öğrendik. Daha sonra en küçük parçacık olduğunu düşündüğümüz bir parçacığa ulaştık ve buna atom (bölünmez anlamında) adını verdik ve çok geçmeden onun da bölünemez bir parçacık olmadığını gördük. Daha sonraları ise maddenin elektriğe ilişkin özellikleri bulundu ve elektronlar keşfedildi. Elektronda, kabul ettiğimiz anlamda maddi diyebileceğimiz hiçbir şey yoktu; çünkü elektron, hareket halindeki elektrik yükünden başka bir şey değildi. Ve şu sonuca ulaşıldı; peki, negatif yükte madde diyebileceğimiz bir şey yoksa, pozitif çekirdekte neden olsun? Öyleyse yalnızca enerji vardır ve biz farklı hızlarla titreşmekte olan bu enerjiyi madde olarak algılarız!..

Acaba bu etkilerin, inanmakla bir ilgisi var mı?

Size kuvars kristalinin verdiği enerjiden bahsedilse ve size de bu etkiyi yaşasanız, yine de bunun “inandığınız için” olduğunu düşünürsünüz, değil mi? Peki ya bitkilerde böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Bitkiler “öyle olduklarına inandıkları için” kristalin etkisini hissedebilirler mi? Kristal Mucizesi (Crystal Healing) adlı kitabın yazarı Edmund Harold’un, bahsedilen kitabında anlattığı deneyine bir bakalım:

“Bir kadın, daha sonra bahçesine dikebilmek için, birkaç limon otuna kök saldırmaya çalışıyordu. Onu su dolu bir kaba yerleştirerek, kabı güneşli bir pencere çıkıntısına koydu; ancak ot çok az bir gelişme göstermişti. Kadına, kaptan beş-on cm. uzaklığa yerleştirilecek bir kuvars kristalinin gelişimi uyarabileceğini söyledim. Dediğimi yaptı, kristali pencereden iyice uzağa yerleştirdi. Bitki o sırada ışığa doğru eğilmiş, güneşin yaşam verici ışınlarını massetmeye çalışıyordu. Birkaç gün içinde bitki gelişme modelini tersine çevirerek, güneşe sırt çevirip kuvars kristaline, onun uyarımına yöneldi. Daha da önemlisi, kadının büyük bir hoşnutlukla tanık olduğu gibi, büyümeye başladı.”

bu genel bir soru: inandığımız için mi oluyor?

Pek çok müşterimizden bu soruyu duyuyoruz: “İnandığımız için mi oluyor?” Mantığımızla cevap verebiliriz: Öncelikle; şüphe duyarak deniyor iseniz, -ki hemen hemen ilk deneyen herkeste bu şüphe vardır- zaten inanmamışsınız demektir. Bu durumda, diyelim ki akik taşının çarpıntıları giderdiğinden bahsettik ve bu şekilde bir faydasını da gördünüz, böyle bir şeyi inandığınız için olduğunu düşünmeniz yanlıştır. Şüphenin olduğu yerde inancın olması söz konusu olamaz. Zaten inanmamış olduğunuzu fark etmelisiniz.

Şunu deneyin: Ne çeşit etkileri olduğunu bilmediğiniz bir taşı bir süre kullanın. Kendinizde fiziksel ya da manevi herhangi bir değişiklik hissettiğinizde, o taşın ne çeşit etkileri olduğunu okuyun. Şaşıracaksınız.

İster inandığımız için oluyor diye düşünün, ister enerji alanları birbirini etkiliyor diye düşünün; belki de bu konuda asıl önemli olan; eğer istediğiniz sonucu alıyorsanız, nasıl olduğun bir önemi yoktur. Yediklerimizden faydalanabilmek için sindirimin nasıl yapıldığını, yiyeceklerin nasıl enerjiye dönüşüp bize güç verdiğini bilmemiz bir gereklilik değildir.

Örnekleri ve açıklamaları çoğaltmak mümkün. Tüm bu yazılanlar, sadece taşların büyülü dünyasından ve onların faydalarından haberi olmayanlar için. Değerli taşları tanıyan pek çok kişi onları kullanarak bizzat bu faydaları kendileri yaşıyor ve değerli taşların etkilerini biliyor. Denediğinizde bunu siz de apaçık görecek ve yepyeni bir dünyaya adım atacaksınız. Değerli taşlara verilen bu “değerli” ünvanının, sadece maddi anlamda olmadığını fark edeceksiniz ve değerli taşlar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olacak.

Devamını Oku »

Doğal Taşlar

Tarih: 14 Ağustos 2010Kategori: Değerli TaşlarYorum Yok

Doğal Taşlar  Taşların özellikleri Taşların değeri

İnsan oğlunun varoluşundan bu yana rengi,deseni ve dayanıklılığıyla vazgeçilmeyen bir yapı malzemesi olan doğal taş, mimariden sanata birçok kullanım alanında yeğlenen malzeme olmuştur. Geçmiş çağlardan günümüze dek, doğal taş heykelcilikten saray mimarisine, anfitiyatrolardan piramitlere kadar bir çok yapıda süsleyici ve taşıyıcı olarak kullanıla gelmiştir.

Doğal Taşlar

Doğal Taşlar

Günümüzde ise teknolojinin gelişmesine bağlı olarak, binaların dış cephesinden mutfak ve bonyo tezgahlarına, villalardan havuz kenarlarına kadar geniş bir kullanım alanı bulmuş, ahşap, cam ve metal gibi diğer yapı malzemelerine uyumuyla iç ve dış dekorasyonun değişmez bir parçası haline gelmiştir. Doğal Taşlar, oluşumları milyonlarca yıl süren ve dünyanın geçirdiği tüm evreleri bünyesinde toplayan bu doğal yapı malzemesini ülkemizde ve dünyanın dört bir yanından tüm estetik ve güzelliği ile yaşadığınız mekanlara taşıyor

Devamını Oku »

Burç Taşlarının Tarihi

Tarih: 14 Ağustos 2010Kategori: Değerli TaşlarYorum Yok

Burç Taşlarının Tarihi

Kimisine göre burç taşları kutsal kaynaklara dayanıyor. Bazılarına göre ise, Atlantis döneminden, antik çağlardan beri gelen kültürün bir parçası. MÖ 3000′ li yıllarda nadir bulunan kıymetli taşlar sihirli amaçlar için kullanılırmış. Astrolojinin doruğuna ulaştığı bu dönemlerde Babil ve Hindistan’ da burçların yönetici gezegenlerinin de bu taşlarla bağlantılı olduğu kabul edilirmiş. Taşların renkleriyle, burçlara ve gezegenlere atfedilen renkler arasında bağlantılar vardır. O dönemde insanlar, üzerlerinde kullanacakları taşları astrologlara danışmadan almazlarmış. Zira her birinin ayrı önemi var, hatta bazıları tedavi için bile kullanılmış. Örneğin Yakut beyin ve zihin hastalıklarının tedavisinde, Ortaçağ’ da veba salgınından korunmak için kullanılmış. Zümrüt’ ün göz hastalıklarına iyi geldiği düşünülmüş. Açık kırmızı Akik anemi ve kansızlık tedavisinde, koyu kırmızı Akik karaciğer hastalıklarında, kahverengi Akik ise dalak hastalıklarında tedavi amaçlı kullanılmış. Şimdi bu taşlardan bazıları hakkında daha detaylı bilgi verelim, eski zamanlarda nasıl ve hangi amaçlarla kullanılmış olduklarına bir göz atalım:

Burç Taşlarının Tarihi

Burç Taşlarının Tarihi

Akik : Kullanıcısının engelleri başarıyla aşmasını sağlar. Ekonomik başarı ve özellikle de manevi güç verir. Cesaret ve kendine güven getirir. En büyük özelliği güçlü bir irade vermesidir.

Ametist : Zeka ile bağdaştırılır. Akla dinginlik ve sakinlik verir. Dengesiz duyguları ve gereksiz endişeleri uzaklaştırır. Sarhoşluğa karşı direnç sağladığı düşünülmüştür.

Aquamarine : Gençlik ve canlılık getirdiği, iyimserlik ve umut sağladığı söylenir. Özellikle deniz yolculuklarında ve denizi seven insanlarca kullanılmıştır. Kanaatkarlığın ve yaratıcılığın simgesidir. Enerjiyi yükseltici etkisi olduğu söylenir. Epilepsi ve nefrit hastalığına iyi geldiği söylenmiştir.

Ay taşı : Selenit olarak tanınır. Aşkı ve sağlığı pekiştirir. Sakinleştirici ve koruyucu etkisi olduğu söylenmiştir.

Citrine : Açık kalplilik sembolüdür. Geleceğe dönük umutlara ulaşmakla bağdaştırılır. Vücudu rahatlattığı, toksinlerden ve zararlı maddelerden temizlediği düşünülmüştür. Mide ve bağırsak sorunlarına iyi geldiği söylenir.

Elmas: Vücut ve ruhun dayanıklılığını arttırır. Kudret ve dayanıklılığın sembolüdür. Eski zamanlarda aşklarını arttırması için eşler tarafından kocalarına hediye edilirmiş. Aşkı kötü gözlerden koruduğu düşünülürmüş. Saflık ve masumiyeti simgeler.

Garnet : Lal taşı olarak bilinir. Dostluk, sadakat ve samimiyetle bağdaştırılır. Sağlığı güçlendirdiği ve özellikle seyahatlerde taşıyıcısını koruduğu düşünülmüştür.

Hematit: Güç ve enerji sağlayarak zayıflıkların üstesinden gelmeye ve hastalık sonrası iyileşme dönemine destek verir.

İnci : Sadelik ve alçak gönüllülüğü simgeler. Böyle gözükmekle beraber, aslında çok kıymetli olmayı anlatır. Bu yüzden bilgeliğin ve alimliğin simgesi olarak da görülmüştür. Eski zamanlarda anne sütünü arttırdığı düşünülürmüş.

Kuvars : Özellikle pembe kuvars aşk konusunda çekicilik ve şans getirir. Uyumluluk ve adaptasyonu arttırıcı, zihni açıcı olduğu söylenir.

Kehribar : Kuzey altını olarak tanınır. Bademcik hastalıklarına iyi geldiği söylenir.

Lal: Cinsel enerjiyi arttıran bu taş bedeni temizler ve güçlendirir. Hayal gücünün genişlemesine de yardımcı olur.

Malakit : Parasal konularda şans getiricidir. Sakin ve dengeli olmaya yardımcı olduğu ve aşırılıklardan uzaklaştırdığı söylenir.

Onyx : Öz kontrol ve dayanıklılıkla bağdaştırılır. Dürüstlüğü ve manevi gücü temsil eder. Eskilere göre, doğum sancılarını hafifletirmiş. Döl yatağı hastalıklarının tedavisinde kullanılmış. Uykusuzluğa iyi geldiği söylenir.

Opal : Sadakat ve kendine güvenle bağdaştırılmıştır. Zihni keskinleştirir, hüznü uzaklaştırır, dinsel inançları kuvvetlendirir. Kalp rahatsızlıkları için ve gözler için çok yararlı olduğu söylenir.

Peridot : Dostluk getirir, kıskançlık ve hasedi uzaklaştırır. İlahi konularda derinleşmek için yardımcıdır. Depresyon ve gereksiz endişelerden korur. Kullanılan ilaçların etkisini arttırır ve kişinin konuşma gücü üzerinde olumlu etkileri vardır.

Topaz : Kullanıcısına sakinlik ve sabır getirir. Aşk ve sadakatin sembolüdür. Görüşleri güçlendirir, çabuk ve pratik çözümler üretmede yardımcıdır. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Kanlı yaraları, safrayı iyileştirdiği, kolera tedavisinde kullanıldığı söylenir.

Turkuaz : Özellikle sağlıkla ve sağaltımla bağdaştırılır. Göz tedavisinde kullanılırmış. Eski çağlarda Güneş’ in ve ateşin sembolü olarak görülmüş. Tüccarlara bolluk ve servet getirdiği düşünülürmüş.

Yakut : Coşkunluk, ihtiras ve tutkunun sembolüdür. Mücadele gücü verir. Kullanıcısına dinçlik, şans ve aşk getirir. Dostça olmayan kötü enerjilere karşı koruyucu olduğu düşünülürmüş. Beyin ve zihin hastalıklarının tedavisinde, Ortaçağ’ da veba salgınından korunmak için kullanılmış.

Yeşim : Nefrit taşı olarak bilinir. Aşkta cazibe getirir. Uzakdoğu’ da altınla eşdeğer olarak görülmektedir. Mükemmelliğin simgesi olarak görülür. Eskilerce böbrek hastalarına iyi geldiği söylenmiştir.

Zafir : Aklı sakinleştirir ve zihni temizler. Kişisel hırslardan uzaklaştırır, inancı kuvvetlendirir. Aldatılmalardan, sahtekarlıklardan, düşmanca davranışlardan, nazardan korur. Eski zamanlarda çıbanların tedavisinde kullanılmıştır.

Zümrüt : Bereket ve neşe getirir. Serveti geleceği iyi bir şekilde yönlendirmek için kullanmayı kolaylaştırır. Samimiyet ve sadakatin sembolüdür. Geleceği okuyabilme gücü verir ve zihni keskinleştirir. Eski zamanlarda sara ve göz hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır.

Devamını Oku »

Kunzit

Tarih: 14 Ağustos 2010Kategori: Değerli TaşlarYorum Yok

Kunzit Kunzit taşı Kunzit taşları

Kunzit Sertlik derecesi:6,5 – 7,0
Kimyasal yapısı: LİAL(SİO3)
Özgül ağırlığı: 3, 15
Burçlar: akrep
Çakralar: kalp alın

Kunzit

Kunzit

FİZİKSEL ETKİLERİ:

İletişimi ve diğer insanları anlama yeteneğini kuvvetlendirir.

Pembe kuvars gibi, kalp acılarını dindirmek amacıyla kullanılabilecek bir taştır.

Stresi ve gerginliği giderir.

BİYOLOJİK ETKİLERİ:

Ruhsal dağınıklılık yaşayan insanların mantık ve duygular arasındaki dengeyi bulmayı sağlar.

Kalbi güçlendirir.

Zafiyet ve mide bulantısını önler diş ve baş ağrılarını giderir.

Kunzit Kunzit taşı Kunzit taşları

Devamını Oku »

Önceki Yazılar

© Altın Altın Çeşitleri Modelleri Altın Fiyatları Altın Piyasası 2017 | Tema: Bu Güzel Altın ve Faiz Sitesi sizleri altın fiyatları hakkında bilgilendirme amaçlı kurulmuştur.Altın Fiyatları konusunda yoruma açıktır.Altın sitesi teşvik amaçlıdır bilgilerin doğruluğu garanti edilemez

Domain RSS Siteyi Takip Et altin modelleri Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde faizaltin.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim info@faizaltin.com